Hastayım ben, sorunlarım
var benim, boğuluyorum, nefes alamıyorum!
Kolumdan akan kanlar
rahatlatıyor beni (korkma yeni bir kesik yok), masayı yumruklamadan, canımı
acıtmadan geçmiyor acım…
Hani dedin ya, seni güçlü
olduğunda çok seviyorum diye, güçlü olamıyorum. Görsen halimi, nefes
alamıyorum. Toparlanamıyorum, dayanamıyorum.
En kötüsü de ne biliyor
musun? Evet, senle evlenmek istedim ama onu da mahveder miyim bilmiyorum.
Ben, senin haftada bir
gün görüp sonra aşığım mutluyum diyebileceğin biri değilim. Ne yapabilirsin ki,
deli gibi yoruluyorsun bütün gün, haftada bir gün iznin var. Senin yapabileceğin
bir şey yok, emin ol seni her gün görsem de arıza yapacak bir şey bulacaktım
ben… Başkası yok: ne beğendiğim, ne hoşlandığım, ne sevdiğim. Sadece ben ve
mutsuzluklarım var.
Zaman, “Zaman her şeyi unutturuyor
da; bir tek çocukken yaşadıklarını unutturamıyor insana.” değil mi?
Sakın üzülme, çünkü sana
sevgim büyük, unutulmaz. Ama sorunlarım da büyük benim. Ne acı, kimse bana bir
şey yapmazken en çok kendi aklım öldürmek istiyor beni. En çok ben kendime
zarar veriyorum.
Sakın üzülme, çünkü
yapabileceğin bir şey yok. Sen geçiremiyorsun acılarımı, sen kaldıramıyorsun
beni, kendimi gömdüğüm bu mezardan. Çünkü daha anlayamıyorsun bile. Seni suçun
yok ki, o kadar anlamsızım ki, ondan alamıyorum zaten önemde duran nefesi…
Boğuluyorum sevgilim,
hayatı seven ama acıları bitsin diye bir an önce ölmek isteyen bir kuş gibiyim.
Daha gezilecek çok gökyüzü var biliyorum ama şu an karanlık bir kuyudayım,
burası karanlık, soğuk; yalnızım, korkuyorum. Kanadım kırık uçamıyorum.
Her şey para değil, her
şey iş değil… Beni burada görüp korkma geçecek diyerek gittiğini unutmayacağım,
ben evime gitmeliyim minik kuş dediğini unutmayacağım. Güvenceye almaya
çalışmıyordum kendimi, sadece bir kahramanım olsun istiyordum…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder