29 Haziran 2012 Cuma
Devam et...
Bu zamana kadar sevgilimden yüzlerce kez ayrıldım. Bazen haftada her gün; bazen günde iki, üç kere...
Ne zaman hayatımdan sıkılsam, ailemle doğru ilişkilerim olmadığını hissetsem, yeni de bir hayat kurmayı düşünsem, hep değişime sevgilimle başladım. Sanki onu bile bırakırsam değiştiremeyeceğim şey yok gibi, sanki ayrılınca o büyük acıyı azme çevirecekmişim gibi, sanki ayrılınca daha da büyük bir sevgiyle barışacakmışız gibi...
Sonra gördüm ki o üzülüyor, kırılıyor, gerçekten bana değer veriyor. Seven her insan aşktan ziyade saygıyı hak eder. Ve onu deli gibi sevsem de bununla birlikte değer veriyorum ve saygı duyuyorum.
Ayrılmayı istemek gerçekten bir dürtü. Bilinç altının, korkuların, hatta filmlerin ateşlediği bir yangın... Ama şimdilerde beynim kendini gün geçtikçe terbiye etmeye, dürtüyü aldığım anda doğru olmadığı için işleme koyulmaması gerektiğine hakimim.
İnsan kendine her şeyi öğretiyor. Beklemeyi de, gitmeyi de...
24 Haziran 2012 Pazar
Deniyorum, olmuyor!
Olduğu yeri cennet yapamayan gittiği her yerde cehennemi bulur demiştim kendime. Ama bu evde nefret doluyum, yaşamak istemeyecek kadar acı çekiyorum. Uyumak istemiyorum, gündüz uyanmamak için ama vücudum dayanmıyor. Sabah olur olmaz bu evden çıkmak istiyorum ama buna da gücüm yok.
Belki abartıyorum,
belki gittiğim yerde hep burayı özleyeceğim ama ben burada acı çekiyorum. Bir
kişinin nefretini herkese yayıyorum.
Aslında her şey gözümüzün önündeydi hep ama biz değişir sandık!
Merhaba hadi
yeniden başlayalım,
Ne oldu biliyor
musun?
Eski notlarımı
toplarken, değişmek için ne kadar program yapmışım... Olmamış, uymamışım ve
yeniden yapmışım. Program yapmaktan hiç bıkmamışım. =)
Sana yazmadığım
günlerde neler olduğunu anlatayım: neler yaşadım, neler fark ettim, neler
hissettim…
Üzgünüm biliyor
musun? Hiçbir şeyimi beğenmeyen bir annem var, bu benim öz güvenimi çok
sarsıyor. Ama şanslıyım ki hep daha iyi olmamı isteyen bir sevgilim var =) onu
gerçekten çok seviyorum, saygı duyuyorum, beğeniyorum, değerli görüyorum. Onda da
beni korkutan şey aynı şeyleri istemiyor oluşumuz. Çoğu şeyimiz uyuşmuyor,
sadece birbirimize uyum sağlamaya çalışıyoruz.
Örnek mi? Ben evliliği
özgürce yaşama fırsatı olarak görürken; o özgürlüklerinin kısıtlanması olarak
görüyor. Ben parti, konferans, toplu sohbetler gibi şeylerde büyük zevk yaşarken;
o katılmaktan bile hoşlanmıyor… Vs vs.
Akif’in bana
öğrettiği bir şey geldi aklıma; Akif gerçekten benimle bir ilişki yaşıyordu,
ailesine beni anlatmasının bunu gösterdiğini söylemişti ama 1 ayda ilişkimiz
bitti. Neden mi? Akif tanıştığımızın 3. günü bana sözünün dinlenmemesinden asla
hoşlanmadığını söylemişti ve bende ona söz dinlemez biri olduğumu, onu hiç
ciddiye almamıştım zaten, eğlenceli biriydi, onunla mutluydum ve sözünü
dinleyecek biri de değildim. İşte dedim ya söyledi aslında ama ben duymazdan
geldim. Şimdi de bunu mu yaşıyorum acaba? Çünkü şimdi sevgilimle yaşam
tarzlarımızın çok farklı olduğunu görüyorum ama görmezden geliyorum çünkü
mutluyum, çünkü beni mutlu etmek için ne istesem yapıyor, çünkü ben ona aşık
olduğum için onun düşüncelerini benimsemeyi öğreniyorum, kapalı giyinmem
gerekiyorsa bundan sonra ona göre alacağım. Ama… ama ya sonra?
Aslında her şey
gözümüzün önündeydi hep ama biz değişir sandık!
2 Haziran 2012 Cumartesi
Evimmm =)
Kendime
ait bir evim olsun istiyorum. İçi rengârenk eşyalarla dolu, duvarı en canlı
renklerle boyalı. Oradan buradan toplanmış, üzerinde başka hayatların anılarını
taşıyan ben gibi… Çok kısa zamanda gerçekleştireceğim bunu… Sımsıcak bir ev; sevdiklerimle
geçireceğim nice anımı saklayacağım içine…
Kapımı çekip
işime, okuluma gideceğim. Sonra yine aynı mutlulukla renkli ve sevgi dolu evime
döneceğim.
Yaparım,
yapacağım…
Yapacağımı
söyle; yoksa…
Tesadüfen
olacak her şey, her eşyanın özel bir anısı olacak sevgi dolu…
Sevgi
dolu olacak evim…
Kavgaları
sadece barışma seksi için yapacağız…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


