6 Ağustos 2012 Pazartesi

gece..


Merhaba hayat,

Bugün sana çok kızdığımın farkındayım. Ama bazen nedensizlikler içinde dipsiz bir kuyuda gibi çırpınmaktan vazgeçip sadece çığlık atmak istiyor “neden buradayım?” diye. İnsan en çok kendine eden ne ederse derler ya, işte bir de kendime verdiğim zararlar delirtiyor en çok beni.

Ne kimseye güvenim kaldı, ne de sevgim bitti. Ne vazgeçiyorum, ne de savaşa devam edebiliyorum. Dedim ya, öylece kalakaldım sadece ağlayabiliyorum, bağırıyorum halime.

Umudum hiç bitmiyor, bitmesine de; sabrım kalmıyor işte. Bazen hiç bitmeyen bir kısır döngünün içinde gibi hissediyorum. Annemle kavgalarım, sevdiğim kişilerden uzaklaştırılmak istemeler, onların beni sevmiyor olduğunu söylemeleri… Bunlar beni çıldırtıyor.

O kadar korktum, o kadar aşağılandım ki; bir türlü kendim olamadım bu hayatta. Anneme bana yaptıklarını anlatmaya çalışırken nankör oldum, annemi birilerini anlatınca yalancı oldum, başarılarımı annemle paylaşınca beceriksiz oldum, birine aşık olunca istenmeyen oldum. Ya ben bir türlü kendim olamadım. Hayatı hep deli dolu yaşamak istedim; ya deli oldum ya da dert dolu…

En çok anneme gülüyorum, en çok onu seviyorum bu hayatta, o yüzden en çok canımı o acıtabiliyor. =)

Her gün vazgeçiyorum bu hayattan ve sen her gün beni bu hayata bağlıyorsun aşkım. Her gün kendimi kaybediyorum ve sen bulup getiriyorsun beni kendime. Ama çok az kaldı kendimi bulmama, o zaman geçecek tüm kaoslar. Çok mutlu olacağız…

Hiç yorum yok: