Bu yaz bir aya yakın bir
zamanı sevgilimin evinde geçirdim, ramazandı. Unutamam, asla unutamam.
Ne namussuz olduğumu anlatan
kelimeleri duymak umurumdaydı, ne de ailemin şerefini düşünebilirdim. Bir rüyayı
yaşıyordum, o kadar ama kadar hayal edilmişti o günler… Sonunda kavuşmanın
zaferini tadıyordum.
İşten çıkıyordum babam beni iş
çıkışı onun ofisine yakın bir yere bırakıyordu, hep beni bekleyen olurdu,
arabadan alır babamla selamlaşır, araba uzaklaşırken sarmalardı beni. Yemek yemeğe
gider veya yemek için alış veriş yapardık. Nasıl bir mutluluksa o günleri hatırlarken
bile gözlerim doluyor, karnıma ağrılar giriyor…
Genelde dışarıda yemeği seçmek
istemezdim, eğer iftara yetiştirebileceksek hemem alışveriş yapar evimize
giderdik el ele. Ne mahalle baskısı umurundaydı, ne de diğer korkular. Elimi asla
bıyakmayışı mutluluktan çıldırtırdı beni.
Hep aradığı, hem kendi için
hayal ettiği prensesiydim ben onun… o kadar nazik bir ilişkimiz vardı ki, oysa
ne ben o kadar sakindim, ne de o, o kadar kibar biriydi. Ama evimize gelince, yan
yana gelince büyüleniyorduk adeta. Yemekler pişirirdim ona, hep yardım ederdi
kıyamazdı yorulmama, beraber bulaşıklar yıkardık. Sevişirdik. Onu koklaya
koklaya uyudum. Gece uykusunda ona sırtımı dönüp biraz uzaklaştığımı fark
ettiğinde; kolumu karnıma dolar kendine çekerdi, koklayarak uykuya dalardı.
Benden önce uyduğu zamanlarda,
Sedef’i arar sohbet ederdik. Annemin psikopatça çıt çıkarmama izin vermediği
evden buraya gelmek pek bir eğlenceliydi. Yatakta bağıra bağıra konuşsam da
uyanmazdı.
Rüya gibiydi, markete gidip
alış veriş yapar, bana işlerde yardım eder, bir birimize sokulur film izlerdik.
Bana hayatının ne değerli varlığı gibi davranıyordu ve ben gittikçe ona aşık
oluyordum. Di’li geçmiş zamanda anlattığıma bakmayın, pek bir şey değişmedi
yüreklerimizde…
Sadece ailesi geldiği için
artık beraber kalamıyoruz.
Yine beraber kaldığımız günlerden bir gün annesi aradı… veeee....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder