1 Eylül 2012 Cumartesi

bazeeennnn...


Bazen ne yaparsan yap olmuyor bazen…

Yok yok olur, yeter ki inan mutlu ol. =) Şu an boynum o kadar sallanıyor ki inanamazsın =) Her şeye hayır der gibi sallıyorum kafamı… =) Mutluyum ama mutluyum çünkü aşığım, seviyorum ve huzurluyum.

Odamdayım yerde oturup bunları yazıyorum. Odamı görseniz bu kadar pis, bu kadar dağınık olamaz ama sevmiyorum bu odayı temizlemiyorum. Temizlersem burada yaşamaya mecbur kalacakmışım gibi… Hapishanem burası benim, dışarı çıkamadığımda, annemin yüzüme bakmadığı zamanlarda, benle ilgilenmediği anlarda kullandığı tek cümle burayla ilgili “temizle şu odanı!”

Boynum çok ağrıyor. Sanırım beynimin yükü ona ağır geliyor… )=

6 Ağustos 2012 Pazartesi

gece..


Merhaba hayat,

Bugün sana çok kızdığımın farkındayım. Ama bazen nedensizlikler içinde dipsiz bir kuyuda gibi çırpınmaktan vazgeçip sadece çığlık atmak istiyor “neden buradayım?” diye. İnsan en çok kendine eden ne ederse derler ya, işte bir de kendime verdiğim zararlar delirtiyor en çok beni.

Ne kimseye güvenim kaldı, ne de sevgim bitti. Ne vazgeçiyorum, ne de savaşa devam edebiliyorum. Dedim ya, öylece kalakaldım sadece ağlayabiliyorum, bağırıyorum halime.

Umudum hiç bitmiyor, bitmesine de; sabrım kalmıyor işte. Bazen hiç bitmeyen bir kısır döngünün içinde gibi hissediyorum. Annemle kavgalarım, sevdiğim kişilerden uzaklaştırılmak istemeler, onların beni sevmiyor olduğunu söylemeleri… Bunlar beni çıldırtıyor.

O kadar korktum, o kadar aşağılandım ki; bir türlü kendim olamadım bu hayatta. Anneme bana yaptıklarını anlatmaya çalışırken nankör oldum, annemi birilerini anlatınca yalancı oldum, başarılarımı annemle paylaşınca beceriksiz oldum, birine aşık olunca istenmeyen oldum. Ya ben bir türlü kendim olamadım. Hayatı hep deli dolu yaşamak istedim; ya deli oldum ya da dert dolu…

En çok anneme gülüyorum, en çok onu seviyorum bu hayatta, o yüzden en çok canımı o acıtabiliyor. =)

Her gün vazgeçiyorum bu hayattan ve sen her gün beni bu hayata bağlıyorsun aşkım. Her gün kendimi kaybediyorum ve sen bulup getiriyorsun beni kendime. Ama çok az kaldı kendimi bulmama, o zaman geçecek tüm kaoslar. Çok mutlu olacağız…

8 Temmuz 2012 Pazar

Ailem



İçimde çok acıyan yaralarım var,Dokundukça kanatıyorlar, gözlerimden süzülüyor rengi kaybolmuş kanlar,
Kendime hiç sahip olamadığımı hissettiğim o mükemmel aileyi kurmak için savaşıyorum.
Bebeğime en iyi anne olup, olamayanlara sevginin gücünü, bir evladın canımızdan bir parça olduğunu göstermek istiyorum.
Annem, babam bana aile olamadı ama ben senin ailenle o müthiş gücü var etmek istiyorum.
İnsanın başına her şey gelebilir ama onlar arkandaysa her şey sadece ilerde anlatılacak basit bir anıdır.

Biliyorum, şu an genciz ve ben de gençliğimi yaşayamadım ama çocuk olamadım ki genç olacağım.
Ben annemin dizinde ağlayamadım ki canım acıdığında, üflemedi ki yüreğime geçsin diye...
Ben aile olmaya çalıştıkça sen bana aileni bırak yalnız yaşa dersen ben daha çok üzülürüm sadece.

Sen... Ben... Biz!


29 Haziran 2012 Cuma

Devam et...




Bu zamana kadar sevgilimden yüzlerce kez ayrıldım. Bazen haftada her gün; bazen günde iki, üç kere...


Ne zaman hayatımdan sıkılsam, ailemle doğru ilişkilerim olmadığını hissetsem, yeni de bir hayat kurmayı düşünsem, hep değişime sevgilimle başladım. Sanki onu bile bırakırsam değiştiremeyeceğim şey yok gibi, sanki ayrılınca o büyük acıyı azme çevirecekmişim gibi, sanki ayrılınca daha da büyük bir sevgiyle barışacakmışız gibi... 


Sonra gördüm ki o üzülüyor, kırılıyor, gerçekten bana değer veriyor. Seven her insan aşktan ziyade saygıyı hak eder. Ve onu deli gibi sevsem de bununla birlikte değer veriyorum ve saygı duyuyorum.


Ayrılmayı istemek gerçekten bir dürtü. Bilinç altının, korkuların, hatta filmlerin ateşlediği bir yangın... Ama şimdilerde beynim kendini gün geçtikçe terbiye etmeye, dürtüyü aldığım anda doğru olmadığı için işleme koyulmaması gerektiğine hakimim. 


İnsan kendine her şeyi öğretiyor. Beklemeyi de, gitmeyi de...

24 Haziran 2012 Pazar

Deniyorum, olmuyor!




Olduğu yeri cennet yapamayan gittiği her yerde cehennemi bulur demiştim kendime. Ama bu evde nefret doluyum, yaşamak istemeyecek kadar acı çekiyorum. Uyumak istemiyorum, gündüz uyanmamak için ama vücudum dayanmıyor. Sabah olur olmaz bu evden çıkmak istiyorum ama buna da gücüm yok.

Belki abartıyorum, belki gittiğim yerde hep burayı özleyeceğim ama ben burada acı çekiyorum. Bir kişinin nefretini herkese yayıyorum.

Aslında her şey gözümüzün önündeydi hep ama biz değişir sandık!


Merhaba hadi yeniden başlayalım,

Ne oldu biliyor musun?
Eski notlarımı toplarken, değişmek için ne kadar program yapmışım... Olmamış, uymamışım ve yeniden yapmışım. Program yapmaktan hiç bıkmamışım. =)

Sana yazmadığım günlerde neler olduğunu anlatayım: neler yaşadım, neler fark ettim, neler hissettim…
Üzgünüm biliyor musun? Hiçbir şeyimi beğenmeyen bir annem var, bu benim öz güvenimi çok sarsıyor. Ama şanslıyım ki hep daha iyi olmamı isteyen bir sevgilim var =) onu gerçekten çok seviyorum, saygı duyuyorum, beğeniyorum, değerli görüyorum. Onda da beni korkutan şey aynı şeyleri istemiyor oluşumuz. Çoğu şeyimiz uyuşmuyor, sadece birbirimize uyum sağlamaya çalışıyoruz.

Örnek mi? Ben evliliği özgürce yaşama fırsatı olarak görürken; o özgürlüklerinin kısıtlanması olarak görüyor. Ben parti, konferans, toplu sohbetler gibi şeylerde büyük zevk yaşarken; o katılmaktan bile hoşlanmıyor… Vs vs.

Akif’in bana öğrettiği bir şey geldi aklıma; Akif gerçekten benimle bir ilişki yaşıyordu, ailesine beni anlatmasının bunu gösterdiğini söylemişti ama 1 ayda ilişkimiz bitti. Neden mi? Akif tanıştığımızın 3. günü bana sözünün dinlenmemesinden asla hoşlanmadığını söylemişti ve bende ona söz dinlemez biri olduğumu, onu hiç ciddiye almamıştım zaten, eğlenceli biriydi, onunla mutluydum ve sözünü dinleyecek biri de değildim. İşte dedim ya söyledi aslında ama ben duymazdan geldim. Şimdi de bunu mu yaşıyorum acaba? Çünkü şimdi sevgilimle yaşam tarzlarımızın çok farklı olduğunu görüyorum ama görmezden geliyorum çünkü mutluyum, çünkü beni mutlu etmek için ne istesem yapıyor, çünkü ben ona aşık olduğum için onun düşüncelerini benimsemeyi öğreniyorum, kapalı giyinmem gerekiyorsa bundan sonra ona göre alacağım. Ama… ama ya sonra?

Aslında her şey gözümüzün önündeydi hep ama biz değişir sandık!