21 Ocak 2012 Cumartesi

Hayatın Su Damlası


Ben kendimi bilirim...
Kendimi biliyorum, kendi ellerimle bir hapishane inşa edip içene girebilirim ama orda sonsuza kadar kalamayacağımı da bilirim… Ya yerime koyacak bir suçlu bulur gardiyan olur çıkarım, ya da firar ederim.
Bu zamana kadar bu blogda her şeyi biliyormuşsuncasına atlaya atlaya yazdığımın farkındayım. Çok kısacası ben; umut verici, zeki biri olmama rağmen, aşırı tembel, sorumsuz, korkularla dolu, depresyonda birinin hayatını yaşıyorum. Belki bunların ikisi de değilim, belki de hepsiyim…
Beni sevmemesinden korktuğum için sevgilisini terk eden biriyim ben, özgüvenimin sarsılmasından korktuğum için sınava girmeyerek sınıfta kalan biriyim, insanlarla olmaktan müthiş zevk almama rağmen onlardan hep kaç biriyim… Zekiyim evet, ama aptalın tekiyim. J
Umudum var ama hep umutsuzca ağlarım. Annemi çok seviyorum ama bu hayatta en çok nefret ettiğim, asla affedemeyeceğim kişi annem. Yoruldum, gerçekten yoruldum. J Bunları yazmaktan, yaşamaktan, geri kalan her şeyden yoruldum.
Hayatım ters gidiyor çünkü hastalığımın gerilemesi gerekirken ilerlediğini fark ediyorum. Bu kadar zeki ve yaratıcıyken, hiçbir iş yapmadan evde oturuyorum.
Ve sonra, çok bunaldığım bir gün Metin Hara’ya mesaj atıyorum.

Merhaba, Timur ilk beni gördüğünde sizden bahsetmişti ve ikimiz arasında ortak bir mail ortamı sağlayarak tanışmamızı sağlamıştı... Ne yazık ki maddi nedenlerden ötürü muayene olma şansını yakalayamadım. Ancak yakın bir zamanda çok kısa bir süre de olsa yüz yüze tanışma imkanımız varsa ve siz olumlu yanıt verirseniz parayı bulma şansını deneyeceğim. https://s-static.ak.facebook.com/images/blank.gifUmarım en yakın zamanda görüşürüz...
Sevgilerimle,
Duygu
J

https://s-static.ak.facebook.com/images/blank.gif
Hemen ardında Metin Hara bana bir sürpriz yapabileceğini söyleyerek çok kısa bir zaman sonra aşağıdaki mesajı gönderdi;
Merhaba … Hanim, çarşamba gündüz müsait olur musunuz?
Size bir sürprizimiz olabilir.
____
… Hanim 0216 360 90 49 u arayın ve gündüz grubuna kaydınızı yaptırın. 885 TL değerindeki illüzyonu aşmak kursuna katılmaya hak kazandınız. Para kısmını düşünmeyin. Kursa katılıp hayatınıza bolluk ve bereketi çektikten sonra istediğiniz zaman bize ödersiniz. Bunu para almak için değil size ne kadar güvendiğimizi göstermek için yapıyoruz.

Derhal arayıp Özlem hanıma kayıt yaptırabilirsiniz.
Bu bursu aslında Timur beyden dolayı kazandınız. Kendisine olan gönül borcumu size ödüyorum. Ona da bunu iletirseniz o da bu durumdan mutlu olacaktır.

Sevgiler...

...dedi. Sonra ne mi oldu, ilginç bir biçimde çok düzenli derslere devam ettim, üstelik taaa Sakarya’dan zamanında gelmeyi bile başardım. Dersler güzel geçiyordu, ne anlattıysa aldığım notları okumadan ezberliyordum. Tek sorun, Metin Hara’nın deli gibi üstünde durduğu ödevleri yapmaktaydı… Sorun yok, sadece yapmıyordum.
Metin bana hiç destek olmuyordu, derslere geliyordum ve gidiyordum. Gülüşünü hiç samimi bulmuyordum, davranışları çok mesafeliydi. Sıcak, enerji veren biri değildi. Son derse gelirken yolda bunu konuşuyorduk hatta; sevgilime anlattım. Son derse biraz erken geldik, o da bizden sonra geldi ofise, hemen özel görüşmesine geçiyorken o ara onu rüyamda gördüğümü söyledim. Kısa sohbet ettik.

Ders başlamadan önce yanımıza geldi, bana ve diğer öğrencilerin omzuna dokunarak yürüdü sınıfa. İşte bunu sevmiştim, sevgiyi paylaşmak için iyi bir adımdı.
Metin’in zihin okuma dersi verecek kadar bunu yapabildiğini bildiğim için genelde dikkatli düşünürdüm. J Neden bilmiyorum ama son ders ona sarılmak istedim, bana benim zihniyetime göre hiç yardım etmemişti, hiç destek olmamıştı, sıcak bir gülümseme bile gösterip sana güveniyorum demedi. İşte o ders anladım ki, Metin buradan çıktığımızda her şeyi kendimizin başarmış olduğunu bize göstermek istiyordu. Ve bunu bana anlatmayı başarmıştı, hiçbir şey demeden “sana hiçbir şey yapmıyorum, çünkü sen tanrının bir parçasısın ve cenneti yaratacak güce sahipsin.” dedi. Tıpkı tüm öğrencilerine dediği gibi… Sonra sizi asla tek bırakmıyorum, rüyalarına gelip size destek oluyorum dedi. Hatırladın mı ders başlamadan önce onu rüyamda gördüğümü söylemiştim...

Bir kitap okumuştu, sanırım 98. Sayfada 10 kişiden bahsediyordu, güçlerinin farkında o 10 kişi cenneti yaratabilecek güçteydi. Bunu okuduğunda gözyaşları içinde sormuş kendine “10 kişi dahi de mi yok?” O an ona söz verdim, ona hayalini kurduğu o 10 kişiden biri olmayı deneyeceğim konusunda. İçimden söylesem de çoğu şeyi beni duyduğunu biliyorum. Dersin sonunda herkese Doğa Dostu sertifikalarını dağıtırken sadece bana sarıldı, çünkü her şeyi teşekkür etmek için bu istemiştim, yüreğimden. J

Sevgilim hep soruyor ya, Metin’in neden her söylediğine bu kadar çok inanıyorsun diye. Çünkü bugüne kadar içimde hissettiğim şeylerin dile getirilmesi beni heyecanlandırıyor, mutlu ediyor.

Artık çok mutluyum biliyor musun? Hayatım artık akıp geçiyor ve kontrol delisi ben artık hayatın akmasına izin veriyorum. Sevgilimin içindeki ışığı umursamadan, yeteneklerine aldırmadan mutlu, rahat bir hayatı seçmesi mutlu ediyor beni. Onu sevmek mutlu ediyor. Aaa bu arada Metin de çok sevdi bence onu, çok sıcak davrandı, ilgilendi.

Sorunları çözmek için, onları nokta atışı yaparak bulmak oldukça başarılı bir iş. Ama bu konu bende biraz zor olacak, bunun için Timur’un bize öğrettiği cümledeki “Olmasını istemediğini değil, olmasını istediğini söyle.” gibi ve Metinin de vurguladığı gibi, “Sorunlarını nokta atışı yaparak bulamadığın zamanlar olabilir, böyle zamanlarda en iyisi kendini değiştirmektir.”

2 yorum:

Adsız dedi ki...

biraz karışık bi anlatım olmuş.motive edici değil.

Onur dedi ki...

Bir kişiden bu kadar etkileniyorsam ben dönüp kendime bakarım neden bu kadar etki altında kalıyorum. :)